Bankacılıkta Nakit İşlemlerine Yeni Düzen: Günlük Limitler ve Erişim Hakkı

Bankacılık sektörü, hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte nakit para akışını düzenleyen önemli değişikliklerle gündemde. Türkiye’de bankalar, yüksek enflasyon ve artan nakit ihtiyacına cevap verebilmek adına 8 Temmuz itibarıyla ATM’lerden günlük para çekme limitlerini güncelledi. Öte yandan, Avrupa kanadında, özellikle İrlanda’da nakit paraya erişimi yasal güvence altına alan ve “nakit kraldır” dönemini hatırlatan yeni yasalar yürürlüğe girdi.

Türkiye’de Günlük Para Çekme Limitleri Yükseldi

Türkiye’deki banka müşterilerini yakından ilgilendiren düzenleme ile birlikte, QR kod ve kartla yapılan para çekme işlemlerindeki günlük üst limitler yeniden belirlendi. Bankaların likidite yönetimi ve operasyonel kararları doğrultusunda şekillenen bu yeni tarife, 7 bin lira ile 50 bin lira arasında geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Sektördeki en dikkat çekici artış Enpara cephesinden geldi; banka, günlük limiti 50 bin liraya çıkararak listenin zirvesine yerleşti. Buna karşın, özel bankalar arasında en düşük limit 7 bin lira ile Akbank tarafından uygulanıyor. Kamu ve özel bankaların büyük bir kısmı ise risk algısı ve müşteri portföyüne göre ortalama bir yol izlemeyi tercih etti.

Banka Bazında Değişen Rakamlar

Yeni düzenlemeye göre, vatandaşların günlük nakit ihtiyaçlarını karşılarken karşılaşacakları tablo bankalara göre ciddi farklılıklar gösteriyor. Anadolubank, Denizbank, ING, Odeabank, QNB Finansbank, TEB, Halkbank, Vakıfbank ve Yapı Kredi gibi sektörün önde gelen oyuncuları, günlük limiti 10 bin lira seviyesinde sabitledi.

Daha yüksek limit arayan müşteriler için İş Bankası, Garanti BBVA, Burganbank ve Alternatifbank 20 bin liralık bir çekim hakkı sunarken, Fibabanka 15 bin lira seviyesinde kaldı. HSBC 8 bin 500 lira, Ziraat Bankası ve Şekerbank ise 7 bin 500 liralık limitlerle daha muhafazakâr bir tutum sergiledi. Bu çeşitlilik, müşterilerin acil nakit ihtiyaçlarında hangi kanalı kullanacaklarını belirlemelerinde kritik bir rol oynayacak.

Avrupa’da Nakit Erişimi ve Yasal Güvence

Türkiye’de limitler konuşulurken, İrlanda’da ise vatandaşın nakde fiziksel olarak ulaşabilmesi yasal bir zemine oturtuldu. Son yıllarda çok sayıda banka şubesi ve postane kapanması, özellikle kırsal kesimde yaşayanları zor durumda bırakınca hükümet devreye girdi. Yürürlüğe giren yeni mevzuat, finans kuruluşlarına, evlerin ve iş yerlerinin büyük çoğunluğunun 10 kilometre yakınında mutlaka bir ATM bulundurma zorunluluğu getirdi.

Bu yasa, dijital ödemelerin yaygınlaşmasıyla birlikte nakit kullanımının azaldığı bir dönemde hayata geçirildi. Merkez Bankası verilerine göre, ülkede çekilen her 1 Euro’luk nakde karşılık, banka ve kredi kartlarıyla yaklaşık 7 Euro harcanıyor. Ancak bu dijitalleşme trendine rağmen, nakit para İrlanda ödeme sisteminin temel bir unsuru olmaya devam ediyor. Özellikle yaşlı nüfus için nakit, hâlâ en önemli bütçe yönetim aracı.

Dijitalleşmeye Rağmen Nakit Talebi Sürüyor

İlginç bir şekilde, kullanım sıklığı düşse de dolaşımdaki nakit miktarı artış gösteriyor. 2024 yılı sonunda dolaşımdaki banknotların değeri, bir önceki yıla göre %6 artarak 51 milyar Euro’yu aştı. Geçtiğimiz yıl yapılan toplam nakit çekim tutarı 12,76 milyar Euro olarak kaydedildi; bu rakam 2023’teki 13,03 milyar Euro’luk seviyenin sadece çok az altında.

Dijital ödeme teknolojileri her geçen gün gelişse de, teknolojik aksaklıklar büyük krizlere yol açabiliyor. İnsanlar nakitten uzaklaşıp teknolojiye daha fazla bağımlı hale geldikçe, olası bir sistem çökmesi hayatı durma noktasına getirebiliyor. Bu riski göz önünde bulunduran hükümetin, yakın zamanda hanelere elektrik kesintileri, aşırı hava olayları veya siber saldırılar gibi durumlara karşı evde 70 ila 100 Euro arasında nakit bulundurmalarını tavsiye eden bir rehber yayımlaması bekleniyor.

Bölgesel Hedefler ve Uygulama

Yeni erişim yasasının nasıl işleyeceği de netleşti. Belirli bir nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerde, her 100.000 kişi için asgari sayıda ATM bulunması şartı aranacak. Ayrıca, günün her saati erişilebilir olan ATM sayısı ve postane gibi nakit hizmet noktaları için de belirli kotalar konuldu.

Bu düzenleme için Merkez Bankası’nın 2022 yılında yaptığı araştırma verileri baz alındı. O dönemde, ülkenin farklı bölgelerindeki nüfusun bir ATM’ye 10 kilometre mesafede olma oranları; sınır bölgesinde %98,5, Dublin’de %99 ve Güney-Doğu’da %99,3 gibi yüksek seviyelerdeydi. Maliye Bakanlığı, o dönemki erişim seviyesini “makul bir konum” olarak değerlendirdiği için, yeni yasanın hedefleri de bu oranlar üzerinden şekillendirilecek. Hem Türkiye’deki limit artışları hem de İrlanda’daki erişim yasası, dijital çağda bile nakit paranın stratejik önemini koruduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Havacılık Sektöründe Rota: THY’de Milyarlık Tanıtım Giderleri ve Küresel Ölçekte Yolcu Memnuniyeti Adımları

Türk Hava Yolları’nın (THY) yönetim kurulu üyelerine sağlanan huzur hakkı artışlarıyla kamuoyunda tartışma yarattığı bir dönemde, şirketin 2025 yılı üçüncü çeyrek mali raporu yayımlandı. Rapor, şirketin reklam ve tanıtım faaliyetleri için ayırdığı bütçenin olağanüstü boyutlara ulaştığını ve üst düzey yöneticilere sağlanan maddi olanakların katlanarak arttığını ortaya koyarken, küresel havacılık sektörünün diğer kanadında ise yolcu deneyimini iyileştirmeye yönelik teknolojik yatırımlar dikkat çekiyor.

Tanıtım ve Danışmanlıkta Tablo Ağırlaşıyor

Ocak-Eylül 2025 dönemini kapsayan veriler incelendiğinde, THY’nin harcama kalemlerinde en dikkat çekici artışın reklam bütçesinde yaşandığı görülüyor. Yılın ilk dokuz ayında reklam ve tanıtım faaliyetleri için harcanan tutar kayıtlara 4 milyar 485 milyon TL olarak geçti. Şirketin reklam giderlerinde yıllar itibarıyla yaşanan astronomik yükseliş, mali tabloların en çarpıcı detayı olarak öne çıkıyor. 2020 yılında 561 milyon TL seviyesinde olan bu kalem, 2024’te 7 milyar TL’yi aşmış, 2025’in sadece ilk üç çeyreğinde ise 4,5 milyar TL sınırına dayanmış durumda. Reklam harcamalarının yanı sıra, dışarıdan alınan müşavirlik ve danışmanlık hizmetlerine ödenen 887 milyon TL’lik tutar da şirketin işletme giderlerindeki artışın bir başka göstergesi oldu.

Üst Yönetimde Maliyet Artışı ve Bayrak Değişimi

Mali raporlar, şirketin tepe yönetimindeki finansal tabloyu da gözler önüne serdi. 30 Eylül 2025 tarihinde sona eren hesap dönemi itibarıyla, yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcılarına sağlanan maddi menfaatlerde ciddi bir sıçrama yaşandı. Bir önceki yılın aynı döneminde 348 milyon TL olan bu tutar, 2025 yılında 506 milyon TL’ye yükseldi.

Bu finansal gelişmelerin gölgesinde, şirketin yönetim kadrosunda da önemli değişikliklere gidildi. 21 Mayıs 2025 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı neticesinde, Devlet Hava Meydanları İşletmesi eski Genel Müdürü Hüseyin Keskin ve Fatmanur Altun yönetim kurulundaki görevlerinden ayrıldı. Boşalan koltuklara Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz ile iş dünyasından Gülden Nacar getirilirken, Melih Şükrü Ecertaş yönetimdeki yerini korudu.

Sektörde Şeffaflık ve Teknoloji Hamlesi

İstanbul merkezli bu finansal gelişmeler yaşanırken, küresel havacılık sektöründe yolcu güvenini kazanmaya yönelik teknolojik atılımlar hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Caribbean Airlines, yolcu deneyiminde şeffaflığı artırmayı hedefleyen yeni bir bagaj bildirim sistemini devreye aldı. Havayolu şirketi, Luggage Logistics tarafından geliştirilen “Load & Track” (Yükle ve Takip Et) altyapısını tüm istasyonlarında aktif hale getirdi.

Yeni sistem sayesinde yolcular, seyahatleri boyunca kontrol edilmiş bagajlarının durumu hakkında gerçek zamanlı bilgi alabilecekler. Özellikle bagajın uçağa yüklendiği an ve varış noktasına ulaştığı zaman dilimlerinde yolculara otomatik e-posta bildirimleri gönderilecek.

Yolcu Kaygıları Teknolojiyle Gideriliyor

Caribbean Airlines Genel Müdür Vekili Nirmala Ramai, hayata geçirilen bu uygulamanın müşteri yolculuğunu iyileştirme taahhütlerinin bir yansıması olduğunu belirtti. Havayolu seyahatlerinde yolcuların en büyük endişelerinden birinin bagaj güvenliği olduğuna dikkat çeken Ramai, doğru ve zamanında yapılan bilgilendirmelerle yolculuk boyunca güven inşa etmeyi amaçladıklarını vurguladı.

Sistemin sağlayıcısı Luggage Logistics’in CEO’su Adam Dalby ise Caribbean Airlines’ın bu platformu benimseyen onuncu ulusal taşıyıcı olduğunu ifade etti. Dalby, havayolu ekibinin vizyoner yaklaşımı sayesinde, sadece mevcut gereksinimleri karşılayan değil, aynı zamanda operasyonel verimliliği ağ genelinde artırmayı hedefleyen bir çözümün ortaya çıktığını dile getirdi.

XRP, Spot ETF Lansmanıyla Yükselişte; Gözler 8 Dolarlık Hedeflerde ve 2,50 Dolarlık Dirençte

Kripto para piyasalarında odak noktası haline gelen XRP, Bitcoin’e kıyasla daha güçlü bir ivme kazanarak yatırımcıların dikkatini çekiyor. Günlük bazda %4,4, haftalık bazda ise %7,9 değer kazanan altcoin’deki bu hareketliliğin temel nedeni, ABD’deki düzenleyici gelişmeler ve piyasaya sürülecek yeni bir yatırım ürünü.

ABD’nin İlk Spot XRP ETF’i Ticarete Başlıyor

XRP’deki yükselişin arkasındaki ana itici güç, ABD’de ilk spot XRP Borsa Yatırım Fonu’nun (ETF) bugün (Çarşamba) işleme açılacak olması. Nasdaq tarafından dün sertifikalandırılan ürün, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) yeni onay prosedürleri kapsamında bir ilk olma özelliği taşıyor. Bu adım, potansiyel olarak diğer altcoin’ler için de bir emsal oluşturabilir. ABD piyasalarının açılmasıyla birlikte ETF’in ticarete başlaması bekleniyor.

Hükümet Kapanmasının Sona Ermesi Piyasayı Destekliyor

XRP’ye özgü bu olumlu gelişme, kripto pazarının genelinde görülen bir toparlanma çabasıyla aynı döneme denk geldi. ABD’de yaşanan 42 günlük rekor hükümet kapanmasının sona ermesi piyasalara bir miktar rahatlama getirdi. Başkan Donald Trump’ın kısa vadeli finansman tasarısını imzalamasıyla birlikte, Hazine Genel Hesabı’ndan (TGA) yaklaşık 1 trilyon dolarlık bir likiditenin serbest kalması bekleniyor. Yatırımcılar, bu fon akışının kripto sektörü de dahil olmak üzere piyasalara taze likidite sağlayabileceğini umuyor.

Ayrıca, hükümetin yeniden açılmasıyla birlikte kripto paralarla ilgili yasal düzenleme çalışmaları da tekrar hız kazanıyor. Özellikle kurumsal yatırımları kolaylaştırması beklenen Piyasa Yapı Tasarısı (Market Structure Bill) yeniden gündemde.

Balinalar Milyonlarca Dolarlık XRP Topluyor

ETF heyecanının ötesinde, zincir üstü veriler de XRP’ye yönelik artan bir iyimserliği ortaya koyuyor. “Balinalar” olarak adlandırılan büyük yatırımcılar, son dört gün içinde önemli miktarda alım yaptı. 10 milyon ila 100 milyon arasında XRP tutan adresler, değeri 768 milyon doları aşan 320 milyon adet token biriktirdi. Bu stratejik alımlar, varlığın son toparlanma girişimiyle örtüşüyor ve genellikle piyasa toparlanmalarının öncüsü olarak kabul edilen kurumsal güveni yansıtıyor.

Yeni yatırımcı ilgisinde de belirgin bir canlanma söz konusu. Son 48 saat içinde yeni XRP yatırımcılarının sayısı %226 artarak 13.514’e ulaştı. Bu, XRP’nin kısa vadeli bir dönüş potansiyeline sahip olduğuna inanan küçük yatırımcılar arasında artan bir güveni gösteriyor. Ancak, bu yeni girişlerin çoğu henüz mütevazı seviyelerde; perakende katılımının tam olarak güçlenmemesi XRP’nin ivmesini şimdilik sınırlıyor.

Kritik Eşik: 2,50 Dolarlık Direnç

Tüm bu olumlu haber akışına rağmen XRP, teknik analiz açısından önemli bir engelle karşı karşıya. Fiyat şu anda 2,40 dolar seviyesinde ve 2,36 dolarlık kritik desteğin üzerinde tutunmaya çalışıyor. Ancak altcoin’in önündeki en büyük zorluk, 2,50 dolarlık direnç seviyesi. Son haftalarda yukarı yönlü potansiyeli defalarca sınırlayan bu seviyenin aşılamaması, dalgalanmanın sürmesine neden oluyor. Balina alımları ve artan yatırımcı ilgisi, XRP’nin 2,36 dolardan güç alarak 2,50 dolar seviyesini önümüzdeki seanslarda yeniden test etmesine yardımcı olabilir.

Analistlerden Yüksek Beklentiler ve “Haberi Sat” Riski

Piyasaya sürülecek yeni ETF için analist beklentileri oldukça iddialı. ETF’i çıkaran Canary Capital’ın CEO’su Steven McClurg, sadece ilk ayda 5 ila 10 milyar dolar arasında fon girişi öngörüyor. CryptoQuant’tan Julio Moreno ise XRP ETF’lerinin dolaşımdaki arzın %1 ila %4’ünü absorbe edebileceğini hesaplıyor. Bitget analisti Jamie Elkaleh, 4 ila 8 milyar dolarlık girişi “gerçekçi bir temel senaryo” olarak nitelendirerek, bunun XRP fiyatını potansiyel olarak 4 ila 8 dolar aralığına taşıyabileceğini belirtiyor.

Ancak, bu iyimserliğe gölge düşürebilecek bir risk faktörü de mevcut. ABD’de yakın zamanda piyasaya sürülen Solana ETF’leri, 11 gün üst üste fon girişi görerek yaklaşık 370 milyon dolarlık bir varlığa ulaşsa da, Solana’nın fiyatı lansman sonrası belirgin bir düşüş yaşamıştı. Bu durum, XRP için de “haberi sat” (sell-the-news) olarak bilinen bir senaryonun gerçekleşme olasılığını akıllara getiriyor.

Tesla Zor Günler Geçiriyor: Çin Pazarında Sert Düşüş ve Cybertruck Ekibinde Önemli Ayrılık

ABD’li elektrikli araç devi Tesla, Ekim ayında Çin’de son üç yılın en düşük satış rakamına ulaştı. Şirket, hiper-rekabetçi pazarda yaşanan talep durgunluğuyla mücadele ederken, ay boyunca sadece 26.006 araç satabildi.

Çin Pazarındaki Baskı Artıyor

Bu rakam, yıllık bazda %35,8’lik bir düşüşü temsil ediyor. Eylül ayında, Çin’e özel altı koltuklu ve daha uzun dingil mesafeli Model Y L’nin teslimatlarının başlamasıyla 71.525 adetlik bir satış yakalanmıştı. Ancak Ekim verileri, bu ivmenin korunamadığını gösteriyor. Çin Yolcu Aracı Birliği’nin (CPCA) Pazartesi günü açıkladığı verilere göre, Tesla’nın Çin’deki pazar payı bir önceki aydaki %8,7 seviyesinden keskin bir düşüşle %3,2’ye geriledi. Bu, şirketin son üç yıldaki en düşük pazar payı oldu. Öte yandan, Çin’de üretilen araçların ihracatı ise 35.491 adetle son iki yılın zirvesine çıktı.

Rekabet ve Küresel Zayıflık

Tesla’nın dünyanın en büyük otomobil pazarındaki bu zayıf performansı, Almanya, İspanya, Hollanda ve İskandinav ülkeleri gibi Avrupa pazarlarındaki düşük satışların hemen ardından geldi. Bu durum, şirketin kıtada zorlanmaya devam ettiğinin bir işareti olarak yorumlanıyor. ABD’den sonraki en büyük ikinci pazarı olan Çin’de Tesla üzerindeki baskı artarken, rakipler boş durmuyor. Tesla’ya rakip SU7 sedan ve YU SUV modelleriyle Xiaomi, geçtiğimiz ay 48.654 adetlik rekor satışa ulaştı; bu satışlar, sedanlarının karıştığı kazaların güvenlik endişelerini artırmasına rağmen gerçekleşti. Genel olarak, azalan devlet sübvansiyonları ve vergi indirimleri nedeniyle tüketici güveninin zayıfladığı Çin’de, Ekim ayında otomobil satışları beklendiği gibi düştü.

Üst Düzey Yönetici Ayrılığı

Piyasa zorluklarına ek olarak, şirket içinde de önemli bir gelişme yaşandı. Tesla’nın Cybertruck programını yöneten üst düzey yönetici Siddhant Awasthi, sekiz yılın ardından şirketten ayrılma kararı aldı. Awasthi, LinkedIn üzerinden yaptığı açıklamada, bu kararın kolay olmadığını belirtti. Tesla’da stajyer olarak başladığını belirten Awasthi, “Model 3’ün üretiminin hızlandırılması, Giga Shanghai üzerinde çalışılması, yeni elektronik ve kablosuz mimarilerin geliştirilmesi ve 30 yaşına gelmeden önce hayat boyu bir kez karşılaşılabilecek Cybertruck’ın teslim edilmesi” gibi projelerde yer aldığını ifade etti. Awasthi, gelecekte ne yapacağına dair ise bir detay vermedi.

Cybertruck Geri Çağırmaları

Awasthi’nin ayrılığı, Cybertruck modelinin üst üste yaşadığı sorunların ardından geldi. Geçtiğimiz ay Tesla, ABD’de 63.000’den fazla Cybertruck’ı ön ışıkların çok parlak olması ve diğer sürücülerin dikkatini dağıtarak kaza riskini artırması nedeniyle geri çağırdığını duyurmuştu. Mart ayında ise ABD ulusal güvenlik düzenleyicileri (NHTSA), yoldaki neredeyse tüm Cybertruck’lar için bir geri çağırma yayınlamıştı. NHTSA’nın 46.000’den fazla aracı kapsayan uyarısında, ön camın sol ve sağ tarafı boyunca uzanan bir dış panelin sürüş sırasında yerinden çıkarak diğer sürücüler için tehlikeli bir yol enkazı oluşturabileceği ve kaza riskini artırabileceği belirtilmişti.

Finansal Tabloda Kâr Düşüşü

Tüm bu gelişmeler şirketin finansal tablolarına da yansımış durumda. Tesla, Ekim ayında, satışlardaki artışa rağmen üst üste dördüncü çeyrekte de kârının düştüğünü bildirdi. Otomobil üreticisi, üçüncü çeyrek kârının bir önceki yılın aynı dönemindeki 2,2 milyar dolardan (hisse başına 62 sent) %37 düşüşle 1,4 milyar dolara (hisse başına 39 sent) gerilediğini açıkladı. Bu, kârın üst üste düştüğü dördüncü çeyrek oldu. Gelirlerdeki artışın ise önemli bir çekincesi bulunuyor: Müşterilerin, 1 Ekim’de sona ermeden önce 7.500 dolarlık federal EV vergi kredisinden yararlanmak için acele etmesi, mevcut çeyrekten potansiyel satışları öne çekmiş olabilir.

Musk için Dev Prim Onayı

Tesla çeşitli cephelerde zorluklarla boğuşmaya devam ederken, geçtiğimiz hafta Elon Musk, önümüzdeki on yıl içinde belirli performans hedeflerine ulaşması durumunda kendisine 1 trilyon dolar değerinde hisse senedi verecek bir hissedar oylamasını kazandı. Austin, Teksas’taki yıllık toplantıları için bir araya gelen hissedarların %75’inden fazlası bu devasa prim planını onayladı.